Navigation Menu+

Sosyal Medya Neredeydin?

May 7, 2013 / Sektör Takibi

shutterstock_129701267

Melda Göknel Bilal

Melda Göknel Bilalı ilk TEDx SilkRoad da dinlediğim konuşmasında:

Yeni geçerli akça, manaysa;

Artık günümüzde para güçse.

Yeni gücümüz, kaç kişi seni takip ediyor ve beğeniyor.

Yani beğenilmek çok önemli, Facebook’a iyi yazmaya çalışıyoruz.

Biz bu çook çook yeni araçlarla hayata farklı gözlerle bakmaya başladık.

Instagram sayesinde farklı artistik göz geliştirerek, güzellikleri paylaşmaya başladık.

Bu durumda anlamlı şeyler üretmek ve beğenilmek önemli noktaya geldi.

Konuşmadan ve kendisinin pozitif bakış açısından çok etkilendim.

                                                                     Bizler için “Sosyal Medya Neredeydin?” başlıklı düşündürücü bir yazı yazdı:

 

“SOSYAL MEDYA NEREDEYDİN?”*

1970’lerde doğanların
çocukluk fotoğrafları,
ya da ailede bir film makinası alacak kadar teknolojiye meraklı birileri varsa,
sessiz filmleri, 1980’lerde doğanların
Polaroid fotoğrafları
ve videoları, 1990’larda doğanların
panaromik fotoğrafları,
beta filmleri ve belki de oldukça düşük
çözünürlükte dijital fotoğrafları,
2000’lerde doğanların
ise facebook hesapları, cep telefonları ile çekilmiş binlerce fotoğrafı, şanslı ise blogları ve Picassa’da
portfolyoları bulunuyor.

Çocuğu
olanlar bilir ki; insanın en gururla paylaştığı, fotoğraf makinası almanın ya da fotoğraf çekmenin sıradan insan için
anlamlandığı
zaman, çocuğu
olduğu
zamandır. Onun fotoğrafları
çekilir, eş
dost akraba ile paylaşılır,
her anı bir şekilde
dökümante edilir. Bu da normal karşılanır.
Sosyal Medya Neredeydin?

Şimdi
yeni normalimize bakalım:

Foursquare ile yıllardır görmediğim ama sosyal medyada her gün
sabah uyandığı
andan yattığı
ana kadar (kocamın gün içinde nerede olduğunu
bilmediğim
halde) istediğim zaman elimle
koymuş
gibi bulabileceğim
arkadaşlarım
var.

Facebook aracılılğı
ile okulda edebiyat derslerinde sürünmüş
ama her gün yüzlerce felsefe, özlü söz türetebilen cevherleri gözlerim yaşararak izliyorum.

Instagram falı ile herkesin karakter özelliğini, tanımasam da, dökebilecek
kadar onların gözünden hayatı görüyorum.

LinkedIn sayesinde de fark ediyorum ki, okulda başarı eşittir, hayatta başarı değildir. Nice kopya verdiğim dostumun yüksek başarıları beni gururlandırıyor.

 

Şu
na yaşadığım sanal kasaba içinde herkes elimin
altında.

Ne iyi…

 

Şimdi
gelelim asıl önemli soruya, peki bana bunun faydası ne?

Her yeni Iphone çıkSosyal Medyatığında coşan kalabalıklara sormak istiyorum,
teknolojiyi tüketmek dışında
ne üretmek için kullanıyorsunuz?

Türkiye’deki sosyal medya kullanımını göz önünde
bulundurursak, bu medya üzerinden gerçekleşen
sosyal sorumluluk ya da sosyal girişimcilik
projesi adeti, ya da odaklı tepki kampanyası, herhangi bir konu ile ilgili akışı değiştirecek trafik adeti nedir?

Sosyal medyada boy gösteren kurumların arasında gerçek
sosyal medya stratejisi olan, bu mecranın dinamiklerini anlayan, bu mecranın
gerektirdiği
şeffaflık
ve samimiyette davranabilenlerin sayısı nedir acaba?

I-pad, I-Phone ya da her türlü akıllı telefonları satın
alan ve kullanan kaç kişi
bu muhteşem
araçları birşeyler
üretmek için kullanıyor? Müzik bestelemek? Resim yapmak? Yazı yazmak?

İnternette
hızla artan içerikte elimizin altındaki bütün bu aygıtların ve onlar için geliştirilmiş uygulamaların büyük katkısı var.
Bunu hepimiz biliyoruz, peki bizim bu artan içerik dünyasına katkımız nedir?

Yaratıcılık insanın doğasında olan, ve çalıştırarak geliştirilebilen bir meleke. Eskiden
resim ya da tasarım yapmak zorken şimdi
bir dünya uygulama ile çocuklar bile kreasyonlar ortaya çıkarabiliyor.

Fotoğraf
çekmek için özel makinalara, özel merceklere ve filtrelere ihtiyaç yok,
cebinizdeki telefon ile bir dijital sergi açabilecek güçtesiniz.

Hergün işe
8:30’da gelip 17:30’da gidip, suya sabuna dokunmadan çalışan bir kişi olabilirsiniz, ama bu sizi “Skin
Art” konusunda ahkam kesebileceğiniz
alt kimliğinizi,
korkusuzca ortaya koyabilme konusunda durduramaz.

Yeni Dünya, bize istediğimiz kişi olma lüksünü en azından sanal
olarak veriyor.


Daha iyi, daha çılgın, daha yaratıcı, daha seksi… ne
isterseniz olabileceğiniz
bir mecra ve bütün bunları zahmetsizce uygulayabileceğiniz araçlar veriyor.

Tek yapmanız gereken odaklanmak.

 En büyük tutkunuzu,

En büyük yeteneğinizi,

Size ihtiyaç duyan kişi ya da pazarı bulmak.

Sonra küçükten başlayın.

Bebek adımları ile bir görücüye çıkarın kendinizi

Bir sabah kalktığınızda
1 kişi
bile olsa sizi bulmuş
ve okumuşsa,
bir kişi
bile olsa sizi beğenmiş ve takdir etmişse, bu, dünden daha ileridesiniz
demektir.

Hadi biraz cesaret.

Ve sevgili kurumlar,

Siz de kendinizi büyük bir yürekle ortaya koyun, çünkü
artık fabrikalar, mağazalar,
atölyeler hepsi şaffaf.
Sizin sakladıklarınızı biz naklen izliyoruz.

“Honesty is the best policy!” (Dürüstlük en doğru tutumdur!)

Bu benim ilk öğrendiğim İngilizce deyişlerden biridir. Belki de bu nedenle
yabancı şirketler
yüzlerce yıl varolabiliyorlar.

Kurumun ortaklarından, ortakların çalışanından, çalışanın müşteriden gizlisi yok.


Ve hepimize…



Biz çok kalabalığız,



Ve sosyal medyada sesini
duyurmak çok kolay. Gizli olarak, adın ile kedinin adı ile fark etmez!
Yeter ki organize olalım, Dünyayı değiştirebiliriz, yeter ki inanalım.



Bize verilen bu gücün biz de hakkını verelim.

 

En son olarak soruyorum.

Daha önce nerelerdeydin sosyal medya?!

*Henrich Böll’e bir gönderme olarak…

Paylaş