Navigation Menu+

Bu Kavramı Yakında Çok Duyacaksınız: İnovatif Bankacılık

May 26, 2009 / Öğle Yemekleri

Çağımızın kavramı, özgürlük. Mobilsen, keyfine bak, hiçbir işinde hız kesme. Operatörlerinde en son reklamlarında değindiği "özgürlük" temalarıyla,
kullanıcıları mobilken işlerini yapmaya yönlendiriyor. Aynı zamanda hala bankacılık işlemlerini yapamayan bir kesim de var; bu da farklı fırsatlar doğuruyor. Bu konular hakkında uzun zamandır çalışmalarını heyecanla paylaşan; ülkemizde bu alanın gelişmesi için çalışan Sarper Sılaoğlu 'yla keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Sarper Sılaoğlu

NBS: Mobil ve Finansal servislere odaklanma sürecinden bahseder misin?

Sarper Sılaoğlu: Daha önce, bankaların SMS tabanlı pazarlama uygulamalarını yürütüyorduk.  2005 yılında SMS üzerinden kredi kartı kampanyaları,
bankacılık ürün başvuruları hazırlarken, aklımız bir taraftan cep telefonundan
finansal işlemlerinin yapılmasındaydı. Bir çok uygulama bulunuyordu ama
Japonya'daki NTT Docomo'nun uygulaması çığır açıcı niyelikteydi. Zaten, NTT
Docomo'nun Sony ile geliştirdiği bu teknoloji, daha sonra dünya devleri firmalarının
katılımıyla NFC teknolojisi adını aldı ve çalışmaları devam ediyor.   ( NFC'den
kısaca bahsedecek olursak, cep telefonlarının temassız kart ve temassız kart
okuyucu olarak kullanılabildiği, yakın alan iletişim teknolojisi oluyor.
Bankacılık dışında, bilet, kupon, giriş uygulamaları ile chip entegre edilmiş
akıllı posterler aracılığı ile lokasyon bazlı servisler de verilebiliyor.)

Bu iş alanında yer almak için Somobile
firmasını kurduk. Amacımız, öncelikli olarak, zengin arayüzlü, mobil bankacılık
uygulamalarıyla Türkiye'de mobil bankacığı başlatmaktı. Mobil Bankacılıkta da
Java ve Mobil Internet teknolojileri geliştirilmişti. Mobil internetin bazı
eksikleri olduğu için en uygun teknoloji olarak Java'yı seçtik ve bankaları teker teker ziyeret ederek, mobil bankacılığı, önemini ve
geleceğini anlatıyorduk.

Akbank'ta  uzun bir süre çalıştık. Mobil
bankacılığın yanı sıra, pazarlama, ödeme ve güvenlik servislerinde de çalışmalar yaptık. Hatta Akbank'ta, az önce bahsettiğim NFC teknolojisiyle bir sadakat
uygulaması geliştirdik. Bu kapsamda Dünyada ilk banka olduğunu söyleyebilirim.
Şimdi artık, bir çok banka mobil uygulamalarını geliştirdi ve geleceğe hazırlar.
Bu da beraberinde çok yeni fırsatlar sağlayacak.

Önümüzdeki yıllarda, bankacılıkta ne gibi fırsatlar görünüyor?

Öncelikle, Türkiye'de sadece bazı bankaların mobil kanalı aktif kullandığını
vurgulamak isterim. Halen uygulama geliştirme konusunda fırsatlar var. Servis
sağlayıcılar, finans sektörü tarafında daha aktif olurlarsa gerek proje, gerek
altyapı tarafında fayda yaratılabilir. Ancak yeni oyuncular bir şekilde
farklılık yaratmak zorundalar. Bankacılık, deneyime ve güvenilirliğe önem veriyor,
bu sebeple deneyimli firmaların avantajı oluyor. Yenilik yaratmak, yani
inovasyon ise çok daha önem verilen unsurlar. Buna yoğunlaşılması gerek diye
düşünüyorum. Pazarlama ve satış kanalı olarak mobil cihazlar çok kuvvetli. SMS
ile ihtiyaç kredisi ve kredi kartı başvurusu alınması, bugün bankaların vaz
geçemediği bir kanal. Kredi kartlarına odaklanabilinir, rekabette en sıkışık
alan diyebilirim. Burada geliştirilecek, yaratıcı, düşük maliyetli ve zeki bir
pazarlama aracı, bankalar tarafında değerlendirilecektir. Türkiye'de hesap
toplama uygulanmadığı için, kişisel finans yönetimi gibi servisler
geliştirilmedi. Bankalar ikna edilir ve hukuki altyapı düzenlenirse, çok büyük
fırsat olarak gördüğüm ve bankacılık anlayışını değiştirecek bir servis
olarak
önermek istediğim diğer fırsat. Finansal işlemlerde, bir çatı olarak, en önemli
alanlardan biri ödeme sistemeri. Şöyle ki internet ödemeleri, kişiden kişiye
para transferleri, fiziksel ödemeler, mikro ölçekteki ödemeler gibi bir çok
farklı ödeme türü bulunuyor. Bunlardan sadece fiziksel ödemelerde NFC
teknolojisi üzerine ciddi çalışmalar
var. Biz de Almanya'da servtag 
firması ile oluşturduğumuz ortaklıkta bu alanda çalışıyoruz. Internet
ödemeleri, üzerinde durulması gereken kanallardan biri. E-ticaretin gelişmesi,
ekonominin hızlanması ve katma değerin artması açısından önem taşıyor.
Türkiye'de gerek operatörlerin, gerek bankaların, gerekse bağımsız
girişimcilerin bu alanda girişimleri oluyor. Henüz, genel itibariyle, internet
camiasında kabul görmüş bir sisteme sahip olamadık. Bu alandaki uygulamalar,
her paydaşın faydasına olduğu için girişimler desteklenecektir. Kişiden kişiye
para transferleri ise, yurtiçi ve uluslararası para transferini kapsıyor. Şu an
bu alanda çok ciddi girişimler ve yatırımlar var.
Bu girişimlerde pek Türk
şirketi veya kurumu bulunmadığı için, son derece fazla fırsatın olduğu bir
alan. Üstelik uluslararası girişimler olduğu için Türkiye hem önemli bir pazar,
hem de Türk firmalarının katkısı ölçüsünde faydası bulunabilir.


Türkiye'den uluslararası bir mobil finansal servis çıkacağına inanıyorum,
senin düşüncen nedir?

Tabi ki, neden olmasın. Türkiye, mobil uygulamalarda, özellikle pazarlama
uygulamalarında, Dünyadaki en yenilikçi ve zengin coğrafyalardan biri.
Katıldığım tüm yurtdışı gezilerinde, Türk olduğumu duyan yatırımcılar, çok
ciddi bir şekilde bizimle ilgilendiler. Nüfusumuz fazla, demografik dağılımımız
geniş, bilişim maliyetlerimiz düşük ve genciz. Bu hem, Türkiye'yi gözde pazar
yapıyor, hem de Türkiye'den farklı profildeki insanların kabul ettiği servislerin
çıkma şansını arttırıyor. Buradaki şirketlerimizin, devlet desteklerini de
kullanarak, yurtdışındaki kongre, çalıştay ve girişimlerde aktif olarak yer
almasını tavsiye ederim. Kaldı ki, şu anda bazı Türk firmaları, mobil
bankacılık ve mobil güvenlik servisleri kapsamında, operasyonlarını
uluslararası düzeye taşıdırlar. Önemli etkinliklerde Türk firmalarına rastlamak
mümkün oluyor. Benim kanım, mevcut iş akışlarını değiştirecek, maliyetleri
düşürecek, bankacılık servislerini yayacak ve zenginleştirecek ve tabi ki
kullanıcıların kabul ettiği uygulamalar hem Türk pazarında, hem de global
pazarda iş yapar. Bir de şunu eklemek isterim. Uluslararası olmaktan
bahsediyorsak, ekosistem içinde her paydaşın kazancını maksimize edeceği bir iş
yaratmak gerekiyor. Bilişim dışında operasyon, pazarlama, hukuk ve finansal
yönetim anlamında da desteklemek lazım. Biraz daha açık olmak gerekiyorsa,
ürünü işin göbeğine koymamalı, bir daire çevresinde bütün pay sahiplerine yer
vermeli ve bunların hepsinin kazanmasını sağlamalı. Paydaş sayısı ne kadar çok
ise, uluslararası başarı ihtimali o kadar artıyor. Afrika'daki, M-Pesa
uygulaması en güzel başarı hikayelerindendir. Teknolojisi son derece basit bir
uygulama, çevresinde etkili bir ekosistem oluşturduğu için, bütün dünyanın
saygı duyduğu inanılmaz bir iş yarattı, fakirleri bankacılık sistemine soktu.
Bugün Bill Gates dahil, bir çok yatırımcı, fakirlerin bankalılaştırılması için
finasman desteğinde bulunuyor. Çünkü bu dünyanın sorunu
. İşin güzel tarafı, bu
soruna çözüm geliştiren Kenya.

Bankalılaştırma demişken, bu konuda bizi bilgilendirir misin?
Sarper SılaoğluBankalılaştırma veya bankasızlara erişim, iki şekilde de söylemek mümkün. 2008
senesinde yaptığımız bir analiz, tüketim ekonomisinde kredi kartları ve banka
kartlarının toplam harcama hacminin yarısını karşıladığını söylüyordu. Sadece
bireysel tüketim harcamalarındaki bu oran, tüketim katmanından üretim katmanına
geçtikçe büyümekte. Bankacılık üzerinden geçmeyen ekonomide ölçümleme, vergilendirme,
finansal ürünlerden yararlanamama ve birikimlerin paylaşılamama gibi sorunları
oluyor. Bankaları bu alanda servis vermek için çalışmalara başladık. Elimizdeki
en uygun kanal da tabi ki cep telefonları. Zaten Afrika'daki uygulamalar, cep
telefonlarının uygun bir kanal olduğunu doğruluyordu. Nitekim, yapılan
araştırmalar, gelir seviyesi düşük kişilerin, mobil bankacılık uygulamalarına
geçişinin daha hızlı olduğunu gösteriyor. Hızlıca, işin kurulması için
gereksiminleri belirleme çalışmalarına giriştik. Aylık 10 milyar lira ödeme
hacminin ödeme sistemleri üzerinden geçmesi potansiyeli bulunuyor. Ancak,
Amerika'da başlayan finansal krizin etkisiyle, bankaların başka alanları
yönlenmesi daha uygundu, biz de çalışmalarımızın yönünü değiştirme kararı
aldık. Daha alt seviyedeki harcamalara, yoksulların finansal sisteme
kazandırılmasına yöneldik. Çalışma alanımızı mikro krediler olarak belirledik.
Mikro kredi, gelirleri yoksulluk seviyesinin altında olan ve iş yapmak isteyen
kadınlara, 2000 liraya kadar verilen kredilerdir. Bangladeş'te Muhammed Yunus
tarafında başarıyla uygulanan ve tüm dünyada yoksulluk üzerine etkisi olan bu
uygulanama Muhammed Yunus'a 2006 yılı Nobel Barış Ödülünü getirdi. Biz de
çalışamalarımıza Türkiye Grameen Mikrokredi Programını (www.tgmp.net) başarıyla
yürüten Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TISVA) ile devam ediyoruz. TISVA, yoksul
vatandaşlarımızın mikro kredi programı ile üretime katkıda bulunmasını
sağlıyor. Bugüne kadar 23.000 kişi bu programdan kredi kullandı.

Bizim amacımız
da, cep telefonları ile buradaki finansal işlem maliyetlerini düşürmek; katma
değerler yaratarak mobil sağlık, mobil devlet ve mobil eğitim servisleri
sağlamak yönünde. 14 milyon vatandaşımıza, bu bağlamda mobil servisler
götürebiliriz.

Bu yolla dijital bölünmenin de önüne geçilebilir mi?

1996 senesinde Amerika'da ortaya çıkan 2005'te de Türkiye'de yasallaşan
Evrensel Hizmet Fonu adında bir konun var. Tüm ülkenin iletişime kavuşturulması
için, yüksek maliyetli erişim noktalarındaki fiyat seviyelerini düzenlemek, yoksulluk
sınırına yakın vatandaşların telekom servislerinden yararlanmasının sağlanması,
kırsal kesime tele sağlık ve ilaç uygulamalarının eriştirilmesi; okul ve
kütüphanelerin altyapı bağlantılarının sağlması için finansman sağlıyor.
Devlet, tekelindeki telekom hizmetlerini sürdürürken, bu uygulamaları kendi
bünyesinde yapıyordu. Ancak özelleştirme sonrasında, firmaların bu alanlarda
hizmet vermesini teşvik etmek için bu fon oluşturuldu. Bu fonu, yoksullara cep
telefonu hizmetleri götürmek ve çeşitli katma değerler yaratmak için kullanmak
istiyoruz. Katma değerlerimiz, dijital bölünmeyi bir ölçüde kıracaktır. Ancak,
dijital bölünme sadece mobil internet servisleri veya kişisel bilgisayarlar
aracılığı ile engellenebilir ki bunun için şu an biraz erken. Biz ilk olarak
iletişim hizmetlerini götürmek istiyoruz. Zira, mikro kredi hizmetinden
yararlanmış 18.000 kişilik bir kitlenin cep telefonu penetrasyonu oranı %66.
Bazı bölgelerde penetrasyon %40'a kadar düşüyor
. İlk hedefimiz, telekom
hizmetinin eriştirilmesi. Daha sonra programımıza internet teknolojileri de
girecektir.

Bu  önemli ve heyecan verici  projenin kahramanları kimler?
Çok da büyük bir sosyal sorumluluk olduğunu eklemek isterim. Daha tohum
aşamasında olmasına rağmen büyük destek görüyor. Bize bütün kaynaklarını açan,
tüm şeffaflık içinde bilgilerini paylaşan TISVA ve TGMP projenin arkasındaki
ana isimler. TISVA Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Aziz Akgül, bizzat
ilgilenmekte. Mobil Operatörler de bu konuda oldukça sıcaklar, çünkü
bahsettiğimiz kesim, onların da erişmek için yüksek maliyetlere katlandığı
kesim. Biz mikro kredi programı çerçevesinde bu yükü üzerlerinden almış
olacağız. Kullanılacak mobil cihazlar da çok önemli. Cihazların eriştirilmesi,
servis verilmesi, daha önemlisi ucuz olması gerekiyor. Bir distributor şirketle
görüşmemiz oldu. Cihaz sağlamak için, yurtdışında başka bir firma, ikinci el
telefonları, yeniden giydirerek ve bakımını yaparak sağlıyor, onlarla
görüşmelerimiz var. Bazı mobil servislerin geliştirilmesi gerekiyor. Biz, yoksul
kesime bu tür servisler geliştirmiş firmalarla görüşüyoruz. Onların da
katkıları son derece önemli. Bir de bunun yanında Sherwood adını verdiğimiz bir
projemiz var. Proje henüz oluşum aşamasında. Biz Türkiye'ye özel bir internet
uygulaması geliştirmek istiyoruz, bunu da ortak akılla yapalım dedik.


Sherwood projesi kulağa güzel geliyor; Robinhood'la ilgisi var mı?

Evet, aynen o şekilde. Internet projesi ve açık proje olduğu için bir forumda
(FriendFeed) ilk sunumunu yaptık. FriendFeed'i takip edenler "zenginden
alıp, fakire verme"nin üzerinde durunca, Robin Hood'luk mu yapacaksınız
dediler. Biz de projeye sherwood adını koyduk. Tabi bu kod adı. Hayata
geçtiğinde başka bir isim kullanılacak. Proje şöyle, TGMP'nin sağladığı mikro
kredileri kullanan, 23.000 kadın var. 40.000 kişi de kredi almaya hazır olarak
bekliyorlar. Tüm Türkiye içinde, mikro krediye uygun kişilerin sayısı 10
milyonun üzerinde. Türkiye'deki mikro kredi, 200 lira'dan 700 lira'ya kadar
verilen ve 12 ayda geri ödenen bir finansal araç. Kredinin miktarı düşük olsa
da, bu kadar yoksulun fonlanması çok ciddi bir finanman gerektiriyor. Biz
sherwood projesinde, ödeme gücü olan vatandaşlarımızın, yoksulları
fonlayabilecekleri bir ortam yaratmayı amaçlıyoruz. TGMP'nin desteği ile mikro
krediye ihtiyacı olan yoksullarımıza ulaşabiliyoruz. Bu vatandaşlarımızın
fotoğrafları ve bilgileri sisteme yüklenecek. Ayrıca yaptığı iş ve ihtiyacı
olan kredi tutarı girilecek. Diğer taraftan, ödeme gücü olan vatandaşlarımız,
sistemde yüklü olan ve mikro kredi talebi bulunan yoksul vatandaşlarımıza 10
liradan başlayan borçlar vermesi sağlanacak. Yalnız özellikle belirtiyorum,
borç verilecek. Yoksul vatandaşımız ise, bu parayı bir yıl içinde geri
ödeyebilecek. Dünyada bunun çeşitli örnekleri var. Biz yerel bir uygulama
istiyoruz çünkü bu sayede kültürümüze göre bazı özellikler katabileceğiz.
Örneğin, kısal kesimden şehirlere göç oranı halen yoğun. Bunun azaltılması için
bilinçlendirme çalışmasının yapılması gerekiyor. Diğer taraftan, şimdilik
yoksul olan vatandaşlarımız, ileride küçük işletme sahibi olduklarında,
kendilerini fonlayan kişiler, onların iş hayatına çok daha farklı katma
değerler sunabilirler. Bu proje herkese açık. Şu anda çekirdek ekip
oluşturuyoruz, daha sonra internet üzerinden yayacağız ve geliştirme
aşamasından, yürütme aşamasına kadar herşey açık gidecek. Temeller atılana
kadar, katkıda bulunmak isteyenlerin direk benimle irtibata geçmesini
isteyebilirim. Daha sonra, açık projeye katılım sağlayacak altyapıyı
duyuracağız. Duyuruda siteni de kullanmayı isteriz.

Duyurumda bu keyifli sohbetle sitemde yer vermiş oldum; mobil bankacılık ve mobil para konularında fırsat gördüğümü de eklemek isterim. Bu bağlamda bu konular hakkında bir Mobile Monday yakında gerçekleştirme amacındayım.

Paylaş